AŞURE GÜNÜNÜN FAZİLETİ
Aşure günü, dualara icabet edilen, fazîleti alî olan mübarek bir gündür. Bugünün fazîletine ve bugünde yapılan duaların geri çevrilmediğine dair “er-Ravzu’l-Faık” adlı eserde şöyle bir kıssa anlatılmaktadır:
Bir vakit Basra’da servet sahibi bir adam vardı. Her senenin Aşûre gününde müslüman kardeşlerini evine toplar, sabaha kadar Kur’an okuyup okutarak geceyi ihya ederler; nerede fakir, garip ve kimsesiz varsa buldurur, hepsine sadakalar verir, dul ve yetimlere ikramda bulunur, elinden gelen hayrı fazlasıyla yapardı. Evinin bitişiğinde bir komşusu bulunuyordu ve komşusunun hem anası, hem de kızı senelerden beri yürüyemez vaziyette idiler. Kız, babasına sordu:
Babacığım bugün nedir? Komşumuz herkesi evine toplayıp bu geceyi Kur’an ve zikirle ihya ediyor?” Babası:
Yavrucuğum, bugün Aşûre günüdür, Allah katında bugünün hürmeti büyüktür, ayrıca çok da fazîletleri vardır.” dedi.
Sonra uykuya daldılar. Fakat kız çocuğunun gözüne uyku girmiyordu. Sanki nefesi kesilmiş bir halde huşû ve haşyet ile Kur’an’ı ve zikrullahı dinliyordu. Kur’an’ın hatim duasını yaptıkları vakit, yüzünü semaya doğru çevirdi ve Allah’a niyaz ederek:
Ey Mevlam! Bu gecenin Senin katındaki hürmeti hakkı için, Senin rızanı kazanmak arzusuyla bu gece Kur’an’ını okumak üzere uyumamış kulların hürmeti için beni şu halimden kurtar, kalbimin kırıklığını sar!” dedi.
Daha sözünü bitirmemişti ki, o anda afiyet buldu, bütün ağrı ve sancılarından kurtularak kalkıp doğruldu. Sabah bu hali görünce şaşırıp kalan babası bu durumu sorduğunda:
Babacığım, bugün ile Allah’a tevessül ettim. O da anında bana sıhhatimi ihsan etti.” dedi. (Dualar ve Zikirler, sh: 113-114)
Aşure günü, dualara icabet edilen, fazîleti alî olan mübarek bir gündür. Bugünün fazîletine ve bugünde yapılan duaların geri çevrilmediğine dair “er-Ravzu’l-Faık” adlı eserde şöyle bir kıssa anlatılmaktadır:
Bir vakit Basra’da servet sahibi bir adam vardı. Her senenin Aşûre gününde müslüman kardeşlerini evine toplar, sabaha kadar Kur’an okuyup okutarak geceyi ihya ederler; nerede fakir, garip ve kimsesiz varsa buldurur, hepsine sadakalar verir, dul ve yetimlere ikramda bulunur, elinden gelen hayrı fazlasıyla yapardı. Evinin bitişiğinde bir komşusu bulunuyordu ve komşusunun hem anası, hem de kızı senelerden beri yürüyemez vaziyette idiler. Kız, babasına sordu:
Babacığım bugün nedir? Komşumuz herkesi evine toplayıp bu geceyi Kur’an ve zikirle ihya ediyor?” Babası:
Yavrucuğum, bugün Aşûre günüdür, Allah katında bugünün hürmeti büyüktür, ayrıca çok da fazîletleri vardır.” dedi.
Sonra uykuya daldılar. Fakat kız çocuğunun gözüne uyku girmiyordu. Sanki nefesi kesilmiş bir halde huşû ve haşyet ile Kur’an’ı ve zikrullahı dinliyordu. Kur’an’ın hatim duasını yaptıkları vakit, yüzünü semaya doğru çevirdi ve Allah’a niyaz ederek:
Ey Mevlam! Bu gecenin Senin katındaki hürmeti hakkı için, Senin rızanı kazanmak arzusuyla bu gece Kur’an’ını okumak üzere uyumamış kulların hürmeti için beni şu halimden kurtar, kalbimin kırıklığını sar!” dedi.
Daha sözünü bitirmemişti ki, o anda afiyet buldu, bütün ağrı ve sancılarından kurtularak kalkıp doğruldu. Sabah bu hali görünce şaşırıp kalan babası bu durumu sorduğunda:
Babacığım, bugün ile Allah’a tevessül ettim. O da anında bana sıhhatimi ihsan etti.” dedi. (Dualar ve Zikirler, sh: 113-114)