Neler yeni

Foruma hoş geldin 👋, Ziyaretçi

Forum içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için foruma kayıt olmalı ya da giriş yapmalısınız. Foruma üye olmak tamamen ücretsizdir.

🌹Hayat veren de O, öldüren de O’dur. Gece ile gündüzü aksamadan peş peşe getiren de O’dur. Hâlâ aklınızı başınıza almayacak mısınız? Müminûn / 80. Ayet 🌹

Bakara / 183. Ayet

Nafile Namazlar Nelerdir?

Admin

Admin

Administrator
Yönetici
Admin
Nafile Namazlar Nelerdir?
513
Nafile ne demek? Nafile namazlar hangileridir? Nafile namazlar kaç tanedir? Nafile namazlar kaç rekat kılınır? Nafile namazlar ve nafile namazların faziletleri.
Nefl kökünden türeyen nafile kelimesi (çoğulu nevafil) sözlükte “hak edilen miktara veya paya eklenen, ziyade, ilave, fazlalık” gibi anlamlara gelir; ayrıca nefel ile eş anlamlı olarak “ganimet ve bağış” manasında da kullanılır. Fıkıhta nafile ve nefl kelimeleri, geniş anlamıyla dinen farz ve vacip niteliğinde olmaksızın mükelleften yapılması istenen malı ve bedenı ibadetleri, dar anlamıyla farz, vacip ve sünnet ibadetler dışında kişinin daha fazla sevap kazanmak için kendi isteğiyle yaptığı malı ve bedenı ibadetleri ifade eder. (Tehanevı, Keşşaf, II, 1325)
 
NAFİLE NAMAZLAR
Beş vakitteki farz namazların sünnetlerinden başka bir takım nafile namazlar daha vardır ki, bunlar müstehab, mendub veya tatavvu’ adı verilen nafile namazlardır.

1. Teheccüd Namazı:
Teheccüd sözcüğü “hem uyumak hem de uyanmak” anlamına gelir. Bir terim olarak “geceleyin uyanıp namaz kılmak ve gece namazı” anlamındadır. Yatsı namazından sonra uyumadan veya çok az uyuduktan sonra kalkıp kılınacak nafile namaza genel olarak “gece namazı (salatü’l-leyl)” denir. Bir süre uyuduktan sonra, gecenin yarısından imsak vaktine kadar kalkılıp kılınırsa “teheccüd” adını alır. Teheccüd namazı iki rekattan sekiz rekata kadardır. Her iki rekatta bir selam verilmesi daha faziletlidir.

Kur’an-ı Kerım’de teheccüd namazı ile ilgili olarak şöyle buyurulur: “Ey Muhammed! Gecenin bir bölümünde uyanıp, sırf sana özgü olarak kalk. Umulur ki, Rabbin seni övülecek bir makama yükseltir.” [1]

Teheccüd namazına diğer mü’minleri de teşvik eden çeşitli ayet ve hadisler vardır. Allah Teala şöyle buyurur: “Ey Muhammed! Şüphesiz Rabbin senin ve beraberinde ashabından olan bir topluluğun, gecenin üçte ikisinden az, yarısı veya üçte biri kadar bir bölümünde, namaz için kalktığınızı bilmektedir.” [2] Cenab-ı Hak başka ayetlerde gece namazına kalkanların durumunu şöyle açıklar: “Onlar gece namazı kılmak için yataklarından kalkarlar. Korku ve ümit içinde Rab’lerine dua ederler.” [3] “O çok esirgeyen Allah’ın (has) kulları ki, onlar yer yüzünde vekar ve tevazu ile yürürler. Kendilerine beyinsizler hoşa gitmeyecek laf attığı zaman “selametle” deyip geçerler. Onlar gecelerini Rab’leri için secde ve namazla geçirirler.” [4] “Onlar gecenin ancak az bir bölümünde uyurlardı. Seher vakitlerinde de istiğfar ederlerdi.” [5] Başka bir ayette de, takvaya erenlerin Allah’a seher vaktinde istiğfar eden kimseler olduğu bildirilir.[6] Seher vakti, gecenin son altıda birlik bölümüdür. Ancak sabah namazının vakti girince artık onun sünneti dışında bir nafile namaz kılmak mekruhtur.

Abdullah İbn Ömer (r. anhüma) başından geçen bir olayı şöyle anlatır: İbn Ömer rüyada kendisini bir cehennem çukurunda görür. Bir melek yaklaşarak “korkma, sen buradan çıkacaksın” der. Rüyayı Allah’ın Elçisi’ne anlatması üzerine, Nebı (s.a.s) şöyle buyurur: “Abdullah ne iyi kuldur! Fakat kalkıp gece namazı kılmayı adet edinseydi daha iyi olurdu!” Abdullah İbn Ömer bundan sonra gece uykusunu azaltmıştır. Buradan teheccüd namazına devam eden her ferdin “iyi kul” olarak anılmaya layık olduğu anlaşılır.[7]

Bilal (r.a), Rasulullah (s.a.s)’in şöyle buyurduğunu nakletmiştir: “Gece namazına devam edin. Çünkü gece namazı kılmak sizden önceki salih kulların adeti, Rabb’inize yaklaşmanın yolu, kötülükleri örtücü ve günah işlemekten alıkoyucudur.” [8] Başka bir hadiste de şöyle buyurulur: “Farz namazdan sonra en faziletli namaz gece namazıdır.” [9]

Hz. aişe, Abdullah İbn Ömer’in sorusu üzerine, Rasulullah (s.a.s)’in gece idabetini şöyle anlatmıştır: “Bir gece izin isteyip abdest aldı, namaz kıldı, Kur’an okudu, uzun uzun ağladı, sabah namazı için Bilal (r.a) gelmişti. Geçmiş ve gelecek günahları affedildiği halde niçin bu kadar kendini üzdüğünü sorması üzerine, Nebı (s.a.s) “Ben çok şükreden bir kul olmayayım mı? Üstelik Allah bu gece, al-i İmran suresinin son on ayetini indirdi, dedi ve ilave etti: Bu ayetleri okuyup veya bunları çeneleri arasında çiğneyip de, üzerinde düşünmeyenlere yazıklar olsun!” [10]

Abdullah İbn Abbas (r. anhüma) da, teyzesi ve Allah Elçisi’nin eşi olan Meymune (r. anha)’nin evinde misafir olarak kaldığında, Allah Rasulü’nün bir gecelik ibadetini şöyle anlatmıştır: “Nebı (s.a.s) gecenin son üçte birinde kalktı, göğe bakarak, al-i İmran Suresi’nin son on ayetini okudu, abdest aldı, namaz kıldı, ben de onun yaptığını yaptım, ağladı, ikişer ikişer on iki rek’at ve bir rek’at da vitir olmak üzere on üç rek’at namaz kıldı, sonra Bilal ezan okuyunca iki rak’at namaz kıldı, sonra çıkarak sabah namazını kıldırdı.” [11] Başka bir rivayette; gece yarısında veya gece yarısından biraz önce veya sonra kalktığı, al-i İmran Suresi’nin sonundan on ayeti okuduğu, sonra abdest alıp, on üç rek’at namaz kıldıktan sonra müezzin gelinceye kadar yatağa yaslandığı nakledilir.[12]

Diğer yandan Kadir gecesini, Ramazan ve Kurban bayramlarının gecelerini ihya etmek için, Ramazanın son on gününün gecelerini ve Şaban ayının on beşinci gecesini ibadetle geçirmek menduptur. Bu ibadet bütün geceyi veya gecenin çoğunu içine alacak bir ibadet şekli olabilir. Çünkü bu konuda rivayet edilmiş çeşitli hadisler bulunmaktadır.[13]

Seher vaktinde seyyidül istiğfar (istiğfarın efendisi) adı verilen şu duayı çokca okumak da mendup sayılmıştır:

“Allahümme ente Rabbı la ilahe illa ente. Halaktenı ve ene abdüke ve ene ala ahdike ve va’dike ma’steta’tü. Euzü bi ke min şerri ma sana’tü, ebuü leke bi ni’metike (aleyye) ve ebuü bi zenbı, fağfirlı, fe innehu la yağfiru’z-zünube illa ente.”

Anlamı: “Allahım! Benim Rabb’im sensin. Senden başka ilah yoktur. Beni sen yarattın. Senin kulunum ben. Gücüm yettiğince sana verdiğim söz ve ahitte duruyorum. Yaptıklarımın şerrinden sana sığınırım. Bana verdiğin nimetleri ikrar ve günahlarımı itiraf ederim. Beni bağışla, zira senden başka günahları bağışlayacak yoktur.” [14]

Yukarıda zikredilen geceleri ibadetle geçirmek için mescitlerde veya mescit dışında bir yerde toplanmak mekruhtur. Çünkü bunu ne Hz. Peygamber ve ne de ashabı yapmıştır. Bu gecelere mahsus özel bir ibadet de nakledilmemiştir. Ancak kaza namazı ve istenildiği kadar gece namazı kılınabilir, Kur’an-ı Kerim okunur, Allah’ı zikir, tefekkür, tesbih ve dua ile meşgul olunur.
 
2. Kuşluk Namazı:

Kuşluk namazı “Duha namazı” adını alır. Hz. Peygamber’in kuşluk vaktinde iki rekatla on iki rekat arasında namaz kıldığına ya da böyle bir namazı teşvik ettiğine dair çeşitli hadisler nakledilmiştir. Ebu Hüreyre’nin naklettiği bir hadiste şöyle buyurulur: “Kim iki rekat kuşluk namazı kılmaya devam ederse, günahları denizin köpükleri kadar çok olsa bile bağışlanır.” [15] Enes İbn Malik, Nebı (s.a.s)’in şöyle buyurduğunu nakletmiştir: “Kim on iki rekat kuşluk namazı kılarsa, Allah onun için cennette bir köşk bina eder.” [16] Abdullah İbn Şakık’ın “Nebı (s.a.s) kuşluk namazı kılıyor muydu?” sorusuna, Hz. aişe (r. anha), “Hayır, yalnız yolculuktan dönünce kılıyordu.” diye cevap vermiştir.[17] Muaze (r. anha)’nın, “Rasulullah (s.a.s) kaç rekat kuşluk namazı kılıyordu?, sorusuna ise, “Dört rekat olarak ve Allah’ın dilediği kadar ilavede bulunarak kılardı.” [18] cevabını vermiştir. Ümmü Hanı binti Ebı Talib (r. anha) ise, Hz. Peygamber’in Mekke fethi günü, kuşluk namazını sekiz rekat olarak kıldığını, daha sonra bu namazı kıldığını gören olmadığını bildirmiştir.[19]

Kuşluk namazı kılmak müstehap olup, güneşin bir mızrak boyu yükselmesinden, yani güneşin doğuşundan 45-50 dakika geçmesinden zeval vaktine kadar olan süre içinde kılınabilir.
 
3. Evvabin Namazı:

Evvab “tevbe eden, sığınan” demektir. Bunun çoğulu olan evvabın namazı, tevbe eden ve Allah’a sığınanların namazı anlamına gelir. Bu namaz en az iki en çok altı rekat olup akşam namazından sonra, bir, iki veya üç selamla kılınır. Kur’an-ı Kerım’de “evvabın’den şöyle söz edilir: “Rabb’iniz, içinizdekini en iyi bilendir. Eğer siz iyi kimselerseniz, gerçekten O, kendisine dönenleri (evvabın) çok bağışlayacıdır.” [20] Ammar İbn Yasir (r. anhüma)’den şu hadis rivayet edilmiştir: “Her kim akşam namazından sonra altı rekat namaz kılarsa denizin köpükleri kadar da olsa Allah Teala onun günahlarını bağışlar.” [21]

Hz. Peygamber’in, akşam namazından sonra altı rekat namaz kıldığı ve bu namazı kılanın evvabınden sayılacağını bildirdiği nakledilmiştir.[22] Ebu Hüreyre (r.a), Rasulullah (s.a.s)’in şöyle buyurduğunu nakletmiştir: “Kim akşam namazından sonra, kötü bir söz konuşmaksızın altı rekat namaz kılarsa, bu kendisi için on iki yıllık ibadete denk olur.” [23]
 
4. Mescidi Selamlama (Tehıyyetu’l-Mescit) Namazı:

Tehıyye, selam vermek demektir. Tehıyyetü’l-mescit, mescidi selamlamak anlamına gelir. Mescide giren kimseler için, mescidin sahibi olan Allah’a selam vermek ve O’nu ululamak amacıyla, iki rekat namaz kılmak mendubdur. Bir günde eğitim, öğretim, temizlik ve onarım gibi sebeplerle birkaç kere mescide giren kimsenin bu namazı bir kez kılması yeterlidir.

Tehıyetü’l-mescit namazı bir mescide girilince daha oturmadan kılınmalıdır. Faziletli olan budur. Oturduktan sonra da kılınabilir. Ebu Katade’den, Rasulullah (s.a.s) şöyle buyurmuştur: “Biriniz mescide girdiğinde, oturmadan önce iki rekat namaz kılsın.” [24] Mescid-i Haram, bu zikredilen mescitlerin dışındadır. Çünkü Mescid-i Haram’ın tahiyyesi tavaftır.

Hanefı ve Malikıler’e göre, kerahet vakitlerinde mescide giren kimsenin bu namazı kılması mekruhtur. Şafiıler’e göre ise, mescide ne zaman girilirse girilsin, tahiyye namazı kılmak müstehaptır.

Normal vakitlerde mescide girip de, meşguliyetinden veya vaktin kerahati gibi bir sebepten dolayı tahiyyetü’l-mescit kılamayan kimsenin, bunun yerine aşağıdaki duayı okuması müstehap görülmüştür:

“Sübhanellahi ve’l-hamdü lillahi vela ilahe illallahü vallahü ekber”

Anlamı: “Allah’ı her türlü noksan sıfatlardan tenzih ederim. Hamd Allah’a mahsustur, Allah’tan başka hiç bir ilah yoktur. Allah her şeyden yücedir.”

Diğer yandan bir mescitte her hangi bir namazı kılmak veya bir mescide bir farzı kılmak için imama uymak niyetiyle girmek de tahiyyetü’l-mescit yerine geçer.
 
5. Abdest ve Gusülden Sonra Namaz:

Abdest alındıktan veya gusül yapıldıktan sonra, vakit elverişli ise, yaşlık kuruyacak kadar bir süre geçmeden iki rekat namaz kılmak Hanefılere göre mendup, Şafiıler’e göre ise sünnettir.

Diğer yandan, abdest aldıktan hemen sonra, başka bir sünnet veya farz namaz kılınacaksa bu, aynı zamanda abdest namazı yerine geçer. Mescitte kılınacak farz namazların ilk sünnetlerinin tahiyyetü’l-mescit namazı yerine geçmesi de bu niteliktedir.

Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: “Bir kimse abdest alır, abdesti güzel yapar, sonra kalkıp, huşu içinde iki rekat namaz kılarsa, geçmiş günahları bağışlanır.” [25] Burada, ecrin büyüklüğüne dikkat çekilmiştir. Müslim’in rivayetinde “böyle bir abdestle kalbini tam olarak Allah’a bağlayıp, iki rekat namaz kılarsa, kendisine cennet vacip olur.” ifadesi yer alır.[26] Başka bir hadiste de, vakti gelen bir farz namaz kılınınca, büyük günah işlenmediği sürece, bunun namaz aralarındaki küçük günahlar için kefaret olacağı bildirilmştir.[27]

Diğer yandan, Hz. Peygamber bir gün sabah namazı sırasında Bilal (r.a)’e en çok sevap beklediği amelinin hangisi olduğunu sordu. Çünkü cennette onun ayakkabılarının sesini önünde duymuştu. Bilal, “Gece veya gündüz abdest aldıktan sonra, Allah’ın benim için yazdığı kadar namaz kılarım. En çok sevap beklediğim ibadet budur.” diye cevap verdi.[28]

İhrama girmek için de iki rekat namaz kılmak müstehap görülmüştür.
 
6. Yolculuğa Çıkarken ve Yolculuktan Dönünce Kılınan Namaz:

Bir müslümanın yola çıkacağı veya bir yoldan döndüğü zaman iki rekat namaz kılması menduptur. Giderken evde, gelirken de mescitte kılmak daha faziletlidir. Hz. Peygamber (s.a.s) yolculuktan gündüz kuşluk vakti döner, Mescid-i Nebevı’ye giderek iki rekat namaz kılar, orada bir süre otururdu.[29]

Bu namazın amacı, Cenab-ı Hakk’ın yolculukta işlerini kolaylaştırması ve yuvasına kavuşturması için dua niteliğindedir. Dönüşte kılınması da bir çeşit Allah Teala’ya teşekkürdür.
 
7. Hacet Namazı:
Dünyevı ve uhrevı bir isteği olan kimse abdest alır, yatsı namazından sonra iki veya dört rekat, başka bir görüşe göre on iki rekat namaz kılar, sonra Allah Teala’ya senada, Rasulullah (s.a.s)’a salatu selamda bulunur, bundan sonra hacet duasını okuyup, isteğinin gerçekleşmesini Allah Teala’dan niyaz eder.

Merfu bir hadiste rivayet edildiğine göre, bu namazın birinci rekatında bir kere Fatiha, üç kere ayete’l-kürsı okunur. Diğer üç rekatın her birinde Fatiha ile birer defa İhlas, Felak ve Nas sureleri okunur.

Tirmizı ve İbn Mace’nin Abdullah İbn Ebı Evfa (r.a)’dan naklettiğine göre, Rasulullah (s.a.s) şöyle buyurmuştur: “Her kimin Allah’tan bir dileği olursa yahut insanlardan herhangi birinden bir dileği bulunursa, önce güzelce abdest alsın ve iki rekat namaz kılsın. Sonra Allah’a hamd ve senada bulunsun, sonra Hz. Peygamber’e salatü selam getirsin. Sonra şu duayı okusun:

“La ilahe illallahü’l- halımü’l- kerım. Sübhanellahi Rabbi’l-arşi’l-azım. el-Hamdü lillahi Rabbi’l-alemın. Allahümme, innı es’elüke mucibati rahmetike ve azaime mağfiretike ve’l-ganımete min külli birrin, ve’s-selamete min külli ismin. La teda’ lı zenben illa gafertehu, vela hemmen illa ferrectehu, vela haceten hiye leke rıdan illa kadayteha. Ya erhame’r-rahimın.

Anlamı: “Hilim ve kerem sahibi olan Allah’tan başka ilah yoktur. Yüce arşın Rabbi olan Allah’ı tesbih ederim. Hamd alemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. Allahım! Rahmetini gerektiren şeyleri, kesin affını, her iyiliği elde etmeyi, her günahtan uzak olmayı senden dilerim. Benim, bağışlamadığın hiçbir günahımı, gidermediğin hiçbir tasamı ve senin rızana uygun olup da yerine getirmediğin hiçbir ihtiyacımı bırakma. Ey merhametlilerin en merhametlisi olan Allah’ım!” [30]

Osman İbn Huneyf (r.a)’ten rivayete göre, Hz. Peygamber’e gözleri görmeyen bir adam gelerek, kendisinin iyileşmesi için Allah’a dua etmesini istedi. Allah’ın Elçisi; “İstersen, hakkındaki duayı geciktireyim, senin için daha hayırlı olur.” buyurdu. Adam, hayır dua et! deyince, bu kimseye, şartlarına uygun güzel bir abdest alarak iki rekat namaz kılmasını, ondan sonra da şu şekilde dua etmesini bildirmiştir:

“Allahümme! İnnı es’elüke, ve eteveccehü ileyke bi Muhammedin Nebiyyi’r-rahmeti. Ya Muhammed! İnnı kad teveccehtü bike ila Rabbı fı hacetı hazihı li tukda. Allahümme! Fe şeffi’hü fiyye.”

Anlamı: “Allahım! Senden istekte bulunuyorum, sana rahmet peygamberi Muhammed (a.s) ile birlikte yöneliyorum. Ey Muhammed! Şüphesiz ben, bu ihtiyacımın giderilmesi konusunda seninle birlikte Rabb’ime yöneldim. Ey Allahım! Muhammed (a.s)’ı benim hakkımda aracı (şefaatçı) kıl.” [31] Duanın sonunda bu sahabenin gözlerinin görür hale geldiği nakledilmiştir.
 
8. İstihare Namazı:
İstihare; hayırlı olanı istemek demektir. İstihare namazı, nasıl hareket etmenin doğru olacağı bilinemeyen mübah işlerde, manevı bir işarete nail olmak için kılınan iki rekatlık bir namazdır. Bir kimsenin karar vermek durumunda kaldığı önemli işleri konusunda önce işi bilen ve güvenilen kişilerle istişare etmesi sünnettir. Kur’an-ı Kerım’de şöyle buyurulur: “İş konusunda onlara danış, karar verince de Allah’a güvenip dayan; çünkü Allah kendisine güvenip dayananları sever.” [32] “Onların işleri, aralarında danışma iledir.” [33] İstişare sonunda o işin uygun ve hayırlı olacağı kanaatine varılırsa istihareye ihtiyaç kalmaz. Bu takdirde istişare istiharenin önüne geçer. Ancak, istişare sonunda bir karara varılamazsa o zaman istihare yoluna gidilir. Bununla birlikte istişare ve istihare yoluna birlikte başvurmak da mümkündür. İstihare namazının ilk rekatında “Kafirun”, ikinci rekatında ise “İhlas” suresini okumak müstehaptır. Namazdan sonra “istihare duası” okunur, sonra kıbleye yönelerek yatılır, rüyada beyaz veya yeşil görülmesi hayır ve iyiliğe; siyah veya kırmızı görülmesi ise kötülüğe delalet eder. İstihare namazının ve duasının delili şu hadistir:

Cabir İbn Abdillah (r.a)’tan rivayet edildiğine göre kendisi şöyle anlatmıştır: “Rasulullah (s.a s.) bütün önemli işlerde bize Kur’an’dan bir sure öğretir gibi istihareyi öğretir ve şöyle buyururdu: “Sizden biri bir iş yapmak istediği zaman, farz dışında iki rekat namaz kılsın ve şöyle dua etsin:

“Allahümme, innı estehıruke bi ilmike, ve estakdiruke bi kudretike. Ve es’elüke min fadlike’l- azım. Fe inneke takdiru ve la akdiru. Ve ta’lemu ve la a’lemu ve ente allamu’l- guyub. Allahümme, in künte ta’lemu enne haza’l- emra hayrun lı fı dını ve meaşı ve akıbeti emrı – ev kale acili emrı ve êcilihı- fakdirhü lı ve yessirhu lı, sümme barik fıhi lı. Ve in künte ta’lemu enne haza’l- emra şerrun lı fı dını ve meaşı ve akıbeti emrı – ev kale acili emrı ve êcilihı- fasrifhu annı vasrifnı anhu, fakdir lı el- hayra haysü kane, sümme ardını bihi. Kale: ve yüsemmiye hacetehu ınde kavlihi “haze’l-emre.”

Anlamı: “Ey Allahım! Senin ilmine güvenerek senden hakkımda hayırlı olanı istiyorum, gücüme güç katmanı, sınırsız lütuf ve kereminden bana ihsan etmeni istiyorum. Çünkü senin her şeye gücün yeter, benim ise gücüm yetmez. Sen her şeyi bilirsin, halbuki ben bilmem, çünkü sen gayb alemini tam olarak bilensin.

Ey Allahım! Yapmayı düşündüğüm bu iş, benim dinim, hayatım ve geleceğim – veya dünyam ve ahiretim- konusunda hayırlı ise, bunu bana takdir et, kolaylaştır, bunu hakkımda uğurlu ve bereketli kıl. Yok eğer benim dinim, hayatım ve geleceğim – veya dünyam ve ahiretim- konusunda kötü ise, onu benden, beni de ondan uzaklaştır. Hakkımda hayırlı olan her ne ise onu takdir et ve beni hoşnut ve mutlu eyle!” Bundan sonra isteğini söyler.[34]

İstihare samimi olarak yapıldığı takdirde Allah’ın hayırlısını lütfedeceğine ümit bağlanır, kalbe doğuş olabilir. Belirli işaretlerle birlikte kalpte rahatlık ve ferahlık hissedilirse, o işin hayırlı olacağına, buna karşılık sıkıntı ve darlık hissedilirse, olumsuz olacağına yorumlanır. Birinci defada sonuç alınamazsa üç kere veya yedi kere tekrarlanabilir. Bu duanın Arapçası okunacağı gibi Türkçesi de okunabilir. Bir kimse namaz kılarak istihare yapamıyorsa, o takdirde sadece yukarıdaki duayı okuyarak istiharede bulunabilir.
 
9. Tevbe Namazı:

Müslümanın günah ve çirkin sayılan fiilleri işlemekten kaçınması gerekir. Bununla birlikte insanın günah işlemekten tam olarak sakınması çoğu kez mümkün olmaz. Bu yüzden Kur’an ve sünnette, kişinin günahta ısrar etmeyerek hemen tevbe etmesi gerektiği ve içten yapılan tevbeyi Allah Teala’nın kabul edeceği belirtilmiştir. Hatta hiç günahı olmadığını düşünen kişinin bile, tevbe etmesine bir engel yoktur. Nitekim Hz. Peygamber’in, geçmiş gelecek bütün günahlarının bağışlandığı bildirildiği halde, günde yetmiş kere, yüz kere tevbe ettiği, yoruluncaya kadar ibadet yaptığı, bunun nedeni sorulduğunda da “Allah’a çok şükreden kul olmayayım mı?” buyurduğu bilinmektedir.

Tevbenin belli bir zamanı ve yeri olmamakla birlikte, kabul edilme umudu yüzünden, tevbe için özellikle mübarek gün ve geceler, seher vakitleri ve namaz arkaları tercih edilmelidir.

Ebu Hüreyre’nin naklettiği bir hadiste Allah’ın Elçisi şöyle buyurmuştur: “Rabbimiz Teala her gece son üçte bir olunca dünya göğüne rahmetiyle iner ve; ‘Bana dua eden yok mu?, onu kabul edeyim, benden bir şey isteyen yok mu?, ona vereyim, benden bağışlanma isteyen yok mu?, onu bağışlayayım.” diye seslenir.[35] Başka rivayetlerde, bu inişin “gecenin ilk üçte birinden veya üçte ikisinden yahut yarısından sonra olduğu” belirtilir.[36] Son “üçte bir” ifadesi ittifaklı olduğu için, çoğunluk İslam alimleri seher vaktinin, gecenin son üçte birinden imsak vaktine kadar olan süreyi kapsadığı görüşündedir.

Diğer yandan kabul edilme umudu olan tevbe, hadiste namazla birlikte şöyle bildirmiştir: “Bir kul günah işler de sonra kalkıp güzelce abdest alır ve iki rekat namaz kılarak Allah’tan bağışlanma dilerse Allah onu mutlaka affeder.” [37] Hz. Peygamber bundan sonra şu ayeti okumuştur: “Onlar çirkin bir iş yaptıklarında veya kendilerine zulüm ve haksızlık ettikleri zaman, hemen Allah’ı hatırlayıp, günahlarının bağışlanmasını isterler. Zaten günahları Allah’tan başka kim bağışlayabilir ki? Bunlar o günahı bile bile bir daha yapmazlar.”[38]
 
10. Tesbih Namazı:

Tesbih namazı ömürde bir kez olsun kılınması tavsiye edilen bir namazdır. Yalnız veya cemaatle sesli olarak kılınabilir.

Hz. Peygamber bir gün amcası Abbas İbn Abdilmuttalib’e “Amca, sana on tane faydalı amel öğreteyim mi? Bunu yaparsan günahlarının ilki- sonu, eskisi- yenisi, bilerek- bilmeyerek işlediklerin, küçüğü- büyüğü ve gizli yaptığın- açıktan yaptığın on türlü günahını Allah bağışlar.” diyerek tesbih namazını tavsiye etmiş ve kılınış şeklini de öğretmiştir. Abbas (r.a) bunu her gün yapamayız deyince, bu namazın haftada bir, ayda bir, yılda bir veya ömürde bir kere kılınmasının yeterli olabileceğini belirtmiştir.[39]

Tesbih namazı dört rekattır. Her rekatta Fatiha ve bir sure okunur. Bir veya iki selamla tamamlanır. Bu namazın kılınma şekli Ebu Vehb’in Abdullah İbn Mübarek’ten naklettiğine göre şöyledir: Allah rızası için namaz kılmaya niyet edilerek namaza başlanır. Sübhaneke’den sonra 15 kere “sübhanallahi ve’l-hamdü lillahi vela ilahe illallahü vallahü ekber” denir. Euzü-besmele, Fatiha ve ilave sure okunduktan sonra bu tesbih duası 10 kere, rukua varınca 10 kere, rukudan doğrulunca 10 kere, birinci secdede 10 kere, secdeden kalkınca 10 kere, ikinci secdede 10 kere söylenir. Böylece birinci rekatta toplam 75 kere tesbih okunmuş olur. Geri kalan 3 rekattan her birinde de ayağa kalkınca 15 kere, Fatiha ve sureden sonra ,10 diğerleri de 10’ar kere olmak üzere 75’er kere tesbih okunur. Tesbihlerin toplamı üçyüz olur. Ebu Vehb, ruku ve secdelerdeki normal tesbihlerin üçer kere okunduktan sonra, bu tesbih duasının okunacağını belirtmiştir.[40]

Abbas ve Ebu Rafi’ (r. anhüma)’nın tesbih namazı rivayetlerinde, tesbih duası sayısı ve kılınma şekli aynı olmakla birlikte, ilk 15 kere tesbih duasının okunma yeri Fatiha ve sureden sonra olup, ikinci secdeden başını kaldırınca 10 kere tesbih ilavesi vardır. Toplam sayı yine üçyüzdür.[41]

Tesbih namazında yanılma olursa, sehiv secdelerinde artık bu ilave tesbihlerin okunması gerekmez. Namaz kılan bu tesbihleri aklında tutabiliyorsa parmakları ile saymaz. İmam tesbih namazı kıldırırsa açıktan okur ve tesbihleri de açıktan tekrar eder. Bir bayan da, kadınlar cemaatine, safın tam ortasında durarak tesbih namazı kıldırabilir.
 
11. Yağmur Duası:
Yağmurun hiç yağmaması, az yağması, yeraltı sularının kesilmesi, tarım ve hayvanlar için su ihtiyacının ortaya çıkması gibi durumlarda yağmur duası yapılır. İnsanların Rablerinden gafil olmaları ve aralarında günahların yayılması sebebiyle, Allah insanları denemek için bazı zamanlarda kuraklıklar meydana getirir. Bu durumun değişmesi için Allah’a tevbe ve istiğfar etmek gerekir. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de Nuh, Musa ve Hud (aleyhimü’s-selam) gibi peygamberlerin kavimlerine yağmur verilmesi için yaptıkları dualardan söz edilir.

Nuh (a.s), Allah Teala’ya kavminden şöyle söz eder: “Onlara dedim: Rabb’inizden bağışlanma isteyin; - Gerçekten O, çok bağışlayıcıdır,- ki gökten size bol yağmur indirsin, size mallar ve çocuklarla yardım etsin, sizin için bahçeler var etsin, ırmaklar akıtsın.” [42] Hz. Musa’dan söz ederek Yüce Allah şöyle buyurur: “O zamanı hatırla ki, Musa kavmi için su istemişti de, kendisine asanı taşa vur demiştik.” [43]

Ebu Hanıfe’ye göre, yağmur duası namazının cemaatle kılınması sünnet değildir. İnsanlar yağmur duasında ayrı ayrı namaz kılarlarsa kerahatsiz olarak caiz olur. Çünkü istiska (yağmur duası), dua ve istiğfardan ibarettir. Bu yüzden bu dua cemaatsiz ve hutbesiz olarak yerine getirilir.

Ebu Yusuf ve İmam Muhammed’e göre, yağmur duası namazının, ihtiyaç varsa, yerleşik kişilerce ve yolculukta bulunanlarca kılınması menduptur. Bu dua, Rasulullah (s.as)’ın sünneti ve raşid halifelerin uygulamaları ile sabittir. Yağmurun yağması gecikirse, yağmur duası günler boyu bir kaç defa yinelenir. Çünkü Allah Teala duada ısrarlı olanları sever.[44]

Enes İbn Malik (r.a) şöyle anlatır: “Hz. Peygamber, cuma günü hutbe irad ederken bir adam geldi, onun karşısında durdu ve şöyle dedi:

- Ya Rasulallah! Hayvanlar mahvoldu, yollar kesildi. Allah’a dua et, bize yağmur versin.

Allah’ın Rasulü ellerini kaldırarak:

“Allahümme, eskına! Allahümme, eskına!” (Ey Allah’ım! Bize su ver. Ey Allah’ım! Bize su ver.) diye dua etti. Bu duanın ardından gökte hiçbir yağmur belirtisi yokken, birden bulutlar görünmüş ve ardından yağmur yağmaya başlamıştı. Bu durum bir hafta sürdü. Ertesi Cuma, namaz vaktinde bir adam geldi:

“Ey Allah’ın Elçisi! Mallarımız telef oldu, yollar kapandı, Allah’a dua etsenizde, şu yağmuru durdursa!” dedi. Bunun üzerine Hz. Peygamber şöyle dua buyurdu:

“Allahümme havaleyna vela aleyna. Allahümme! ala’l-akam ve’d-dırab ve butuni’l-evdiye ve menabiti’ş-şecer.” (Allahım! Yağmuru üzerimize değil, çevremize, dağlara, tepelere, vadilerin içlerine ve ağaç biten yerlere ver.” Bu dua üzerine yağmur kesilmiştir.[45]

Hadis kaynaklarında zikredilen Rasulullah (s.a.s)’ın yaptığı yağmur duası şudur:

“Allahümme, eskına gaysen, mugısen, merıen tabakan, merıan gadekan, acilen gayra raisin. Allahümme, eskı ıbadeke ve behaimeke ve’nşür rahmeteke ve ahyı beledeke el-meyyite.” (Allah’ım! Can kurtaran, tatlı, bol, bereketli, çok geç değil, çabuk yağmur ver. Allah’ım! Kullarını, hayvanlarını sula, rahmetini yay, ölü beldeni dirilt.” [46]

Yağmur duası namazı, cuma namazı gibi açıktan okunarak kılınır. Namazdan sonra, bayram hutbesi gibi hutbe okunur, ancak hatip minbere çıkmaz, yerde durur, kılıç, ok ve baston gibi birşeye dayanır.

Yağmur gecikirse, eski elbiseler giyilerek, çocuklar, ehlı hayvanlar ile bunların yavruları birlikte kıra çıkılır. Çocuklar ve yavrular bir süre annelerinden uzaklaştırılır, zayıflara ve yaşlılara dua ettirilir. Böylece Allah’ın rahmet ve merhametinin celbi umulur.

Yağmur duası, sulamak ve bol yağmur sağlamak için bir takım doğal ve teknik tedbirler almaya da engel değildir. Ülkeyi ağaçlandırma, barajlar yapma, yer altı sularını çıkarma ve deniz suyunu arıtarak sulamada kullanma gibi önlemler bunlar arasında sayılabilir.
 
12. Küsuf Namazı:
Güneş tutulmasına “küsuf”, ay tutulmasına “husuf” adı verilir. Güneş tutulduğu zaman, bir beldede cuma namazını kıldıran imam, ezansız ve kametsiz olarak en az iki rekat namaz kıldırır. Her rekatta fazla miktar, Ebu Hanıfe’ye göre gizlice, Ebu Yusuf ve İmam Muhammed’e göre de açıktan kıraatta bulunur. Hutbe okunmaz, her rekatta, diğer namazlardaki gibi tek rüku ve iki secde yapılır.

Çünkü Ebu Davud’un naklettiği hadiste şöyle denilmektedir: “Güneş tutulduğu zaman Hz. Peygamber iki rekat namaz kıldı ve her iki rekatta da kıyamı uzattı, güneş açılınca da namazdan ayrıldı. Bunun üzerine Allah Elçisi şöyle buyurdu: “Bu olaylar Allah’ın büyüklüğünü gösteren delillerdir. Allah Teala bunlarla kullarını korkutmak istiyor. Bunları gördüğünüz zaman, en son kıldığınız farz namaz gibi bir namaz kılın.” [47] İbnü’l-Hümam şöyle der: Sahabenin en son kıldıkları namaz sabah namazıydı. Çünkü küsuf namazı güneşin iki mızrak boyu yükselmesi sırasında kılınmıştı.[48]

Ay ve güneşle ilgili olarak Allah Teala şöyle buyurur: “Allah’ın varlığını gösteren ayetlerden biri, gece ile gündüz, ay ile güneştir. Güneşe de aya da secde etmeyin. Bunların hepsini yaratan Allah’a secde edin.” [49] Bu ayetteki “secde edin” emri ay ve güneş tutulunca namaz kılınmasını ifade eder.

Hz. Peygamber (s.a.s), oğlu İbrahim’in öldüğü gün güneşin tutulması üzerine şöyle buyurmuştur: “Ay ile güneş Allah’ın varlığını gösteren ayetlerdendir. Bir kimsenin ölümü veya yaşaması sebebiyle tutulmazlar. Böyle bir durumu gördüğünüz zaman, ay ve güneş açılıncaya kadar namaz kılın, dua edin.” [50] Ashab-ı kiramdan bazılarının, Hz. Peygamber’in üzüntüsüne güneşin de tutulmak suretiyle katıldığını ve yas tuttuğunu söylemesi üzerine Allah’ın Elçisi bu yanlış kanaati değiştirmek için bu sözleri söylemiştir.

Küsuf namazının büyük bir camide kılınması daha faziletlidir. Bir meydanda veya yerleşim birimi dışında bir sahrada da kılınabilir. Küsuf ve husuf namazlarının sahih hadislerle sabit olduğu halde farz olmamasının sebebi, daha önceki konularda geçen hadiste; bedevınin Hz. Peygamber’e hitaben “Beş vakit namazdan başka bir farz var mıdır?” sorusuna karşılık, Hz. Peygamber’in; “Hayır, ancak nafile olarak kılarsan bu müstesnadır.” [51] şeklindeki ifadesidir.

Küsuf namazından sonra İmam güneş açılıncaya kadar kıbleye doğru ayakta veya cemaata karşı oturarak dua eder. Cemaat da “amin” der. İmam bulunmazsa, herkes kendi evinde tek başına kılar.

İmam Şafiı ve bazı hadisçilere göre, namazdan sonra hutbe okunması müstehaptır.
 
13. Husuf Namazı:

Ay tutulduğu zaman müslümanların evlerinde teker teker bir halde ve küsuf namazı gibi gizli veya açıktan kıraatla iki veya dört rekat namaz kılmaları menduptur. Buna “husuf namazı” denir. Ebu Hanife’ye göre bu namazın camide cemaatle kılınması sünnette yoktur. Ancak kılınırsa caiz olur. Ay tutulması gece olabileceği için cemaatin camide toplanıp toplu namaz kılmasında güçlük vardır.[52]

İmam Şafiı ve Ahmed İbn Hanbel ile bazı hadis bilginlerine göre, cemaatle kılınır. İmam Malik’e göre ise cemaatle kılınamaz.

Zelzele, şimşek çakması, şiddetli rüzgar, gündüzün çöken karanlık, gece vakti ışık yayılmasından korkma, yıldız kayması, devamlı yağan yağmur ve kar, salgın hastalıklar, düşmandan korkmak ve benzeri korkulu zamanlarda küsuf ve husuf namazları gibi namaz kılınması müstahsen görülmüştür. Bu konuda küsuf namazına kıyas yapılmıştır.[53] Allah Rasulü’nün şiddetli rüzgar esince şöyle dua ettiği nakledilir: “Allah’ım! Senden rüzgarın hayırlısını, rüzgarda bulunanların en hayırlısını, rüzgarla gönderdiklerinin hayırlısını isterim, bu rüzgarın kötülüğünden, bu rüzgarda bulunanların kötülüklerinden, bu rüzgar sebebiyle gönderdiğin şeylerin kötülüğünden sana sığınırım.” [54] Günümüzde, bazı ülkelerde sık sık görülen ve binlerce insanın ölümüne yol açan şiddetli kasırga, tayfun ve hortum afetleri dikkate alındığında Rasulullah (s.a.s)’ın bu duasının değeri daha iyi anlaşılır. Böyle bir felaket sırasında Allah’a sığınmanın dışında yapacak bir şey kalmamaktadır. Ancak fırtınadan önce her türlü korunma ve kurtulma çare ve tedbirlerinin alınması da gereklidir.
 
Dipnotlar:

[1] İsra, 17/79. [2] Müzzemmil, 73/20. [3] Secde, 32/16. [4] Furkan, 25/63, 64. [5] Zariyat, 51/17, 18. [6] Al-i İmran, 3/16, 17. [7] Zebıdı, Sahih-i Buharı Muhtasarı, Tecrıd-i Sarih Tercemesi, 7. baskı, 1982, Ankara, IV, 29, 30, H. No: 576. [8] Tirmızı, Deavat, 101, H. No: 3549. [9] Müslim, Sıyam, 202; Tirmızı, Mevakıt, 207; Nesaı, Kıyamü’l-Leyl, 6; A. İbn Hanbel, II, 344. [10] bk. Buharı, Teheccüd, 6; Müslim, Münafikun, 79-81; Tirmizı, Salat, 187. [11] Buharı, Tefsir, Sure 3, bab:17, 18. [12] bk. Buharı, Tefsir, Sure 3, bab:19, 20. [13] bk. Zühaylı, age, II, 47, 48, alt not, 1. [14] Buharı, Deavat, 2, 16; Tirmizı, Deavat, 15; İstiaze, 57. [15] İbn Mace, İkame, 187, H. No: 1382. Aynı hadis Ebu Hüreyre’den de nakledilmiştir. bk. Tirmizı, Vitr, 15, H. No: 476. [16] İbn Mace, İkame, 187, H. No: 1380; Tirmizı, Vitr, 15, H. No: 473. Tirmizı bu hadis için “Garıb” demiştir. [17] Müslim, Müsafirın, 75, 76. [18] Müslim, Müsafirın, 75, 76; İbn Mace, İkame, 187, H. No: 1381. [19] Müslim, Müsafirın, 80-83. [20] İsra, 17/25. [21] Heysemı, Mecmau’z-Zevaid, II, 230. [22] İsra, 17/25; bk. İbn Kesir, Tefsir, İstanbul, 1985, V, 64, 65; Şevkanı, Neyl, III, 64. [23] İbn Mace, İkame, 185, H. No: 1374; Tirmizı, Salat, 204, H. No: 435. Tirmizı, Ebu Hüreyre hadisi için “Garıb” demiştir. Çünkü senette bulunan Ömer İbn Haş’am için M. İbn İsmaıl, “Münkeru’l-hadıs” demiş ve onu cidden zayıf saymıştır. [24] Buharı, Salat, 60, Teheccüd, 25; Müslim, Misafirın, 69, 70; Tirmızı, Salat, 118; Nesaı, Mesacid, 37; İbn Mace, İkame, 57; Malik, Muvatta, Sefer, 57. [25] Buharı, Vudu’, 24; Müslim, Tahare, 5, 6, 17; Ebu Davud, Tahare, 65. [26] Müslim, Tahare, 17. [27] Müslim, Tahare, 7. [28] Buharı, Teheccüd, 17. [29] bk. Buharı, Salat, 59; Cihad, 198; Müslim, Müsafirın, 72-74; Tirmizı, Deavat, 42, H. No: 3440, 3441. [30] Tirmızı, Vitr, 17, H. No: 479. İbn Mace, 189, H. No: 1384. [31] İbn Mace, İkame, 189, H. No: 1385. İbn Mace hadis için “sahıh” demiştir. [32] al-i İmran, 3/ 159. [33] Şura, 42/ 38. [34] Buharı, Teheccüd, 25; Deavat, 49, Tevhid, 10; Ebu Davud, Vitr, 31, H. No: 1538; Tirmızı, Vitr, 18, H. No: 480; İbn Mace, İkame, 188, H. No: 1383; A. İbn Hanbel, III, 344. Tirmizı, Cabir hadisi için “hasen, sahıh, garıb” demiştir. [35] Müslim, Müsafirın, 168. [36] bk. Müslim, Müsafirın, 169-172. [37] bk. Müslim, Tahare, 5-16. [38] al-i İmran, 3/135. Bu ayet, önceki iki ayetle birlikte İsLam ahlakının özetini kapsar. [39] bk. Ebu Davud, Tatavvu’, 14, H. No: 1297; İbn Mace, İkame, 190, H. No: 1386, 1387; Tirmizı, Vitr, 19, H. No: 481. [40] bk. Tirmizı, Vitr, 19, H. No: 481. [41] bk.Ebu Davud, Tatavvu’, 14, H. No: 1297; İbn Mace, İkame, 190, H. No: 1386, 1387. [42] Nuh, 71/10-12. [43] Bakara, 2/60. [44] bk. Kasanı, age, I, 282, İbnu’l-Humam, Fethu’l-Kadır, I, 437; İbn abidın, age, I, 790 vd; İbn Rüşd, Bidayetü’l-Müctehid, II, 209. [45] Buharı, İstiska, 6; Müslim, İstiska, 2, 8. [46] İbn Mace, İkame, 154; Ebu Davud, İstiska, 2; A. İbn Hanbel, IV, 395. [47] bk. Buharı, Küsuf, 1, 17; Ebu Davud, İstiska, 4, 9, Sünnet, 9; Nesaı, Küsuf, 5, 12, 14, 16, 24; İbn Mace, İkame, 152. [48] bk. Kasanı, age, I, 280; İbnu’l-Humam, age, I, 432; İbn abidın, age, I, 788 vd. [49] Fussilet, 41/37. [50] Buharı, Küsuf, 1, 15; Ebu Davud, İstiska, 4; A. İbn Hanbel, II, 222, III, 318, V, 62, 428. [51] bk. Buharı, İman, 34, Savm, 1, Şehadat, 26; Müslim, İman, 8; Ebu Davud, Salat, 1; Tirmızı, Zekat, 2; Nesaı, Salat, 4. [52] Kasanı, age, I, 282; Şürünbülalı, Merakı’l-Felah, 92. [53] bk. Kasanı, age, I, 282; Şürünbülalı age, 92; Kudame, Muğnı, II, 429; Zeylaı, Nasbu’r-Raye, II, 234-235. [54] Tirmızı, Deavat, 48, 88; Müslim, İstiska, 15.

Kaynak: Prof. Dr. Hamdi Döndüren, Delilleriyle İslam İlmihali, Erkam Yayınları
 

Tema özelleştirme sistemi

Bu menüden forum temasının bazı alanlarını kendinize özel olarak düzenleye bilirsiniz

Zevkini yansıtan rengi seç

Geniş / Dar görünüm

Temanızı geniş yada dar olarak kullanmak için kullanabileceğiniz bir yapıyı kontrolünü sağlayabilirsiniz.

Izgara görünümlü forum listesi

Forum listesindeki düzeni ızgara yada sıradan listeleme tarzındaki yapının kontrolünü sağlayabilirsiniz.

Resimli ızgara modu

Izgara forum listesinde resimleri açıp/kapatabileceğiniz yapının kontrolünü sağlayabilirsiniz.

Kenar çubuğunu kapat

Kenar çubuğunu kapatarak forumdaki kalabalık görünümde kurtulabilirsiniz.

Sabit kenar çubuğu

Kenar çubuğunu sabitleyerek daha kullanışlı ve erişiminizi kolaylaştırabilirsiniz.

Köşe kıvrımlarını kapat

Blokların köşelerinde bulunan kıvrımları kapatıp/açarak zevkinize göre kullanabilirsiniz.

Geri